collapse

Gönderen Konu: GÜLZARI HACEGAN DERGİSİYLE İNSAN-I KAMİL ÜZERİNE YAPILAN MÜLAKAT  (Okunma sayısı 3900 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı müştakı ali aba

  • İslam ve Tasavvuf
  • Yeni Üye
  • ***
  • İleti: 41
  • Karma 8
  • Müminin Hayatı Talim Tatbik ve Tebliğden İbarettir
    • Rahiaşk
Bu sayimizda editör yazimizda da belirttigimiz gibi Peygamber Efendimiz (aleyhisselam)'in kâmil varisleri olan insan-i kâmili tanitiyoruz. Bu manada mülâkatimizi da belirtilen kemalde konunun ehli olan bir sahisla yapmamiz gerekirdi ve biz de zamanimizin kanaat önderlerinden kamil insan Yakub Haşimi Hocaefendi hazretlerine sorularimizi yönelttik. Bizleri kirmadiklari için kendilerine Gülzâri Hâcegân dergisi çalisanlari ve okuyuculari adina tesekkür ederiz.

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi: Efendim öncelikle insan-i kâmil kimdir? Cenâb-i Hak'la kulun iliskisinde yeri nedir?

Yakub Haşimi Hocaefendi: Cenâb-i Hakk’in (celle celaluhu) bu âlemleri mülk ve melekûtu yaratmasinda elbette ki bir zaviye, bir hikmet, bir murat olmalidir. Cenâb-i Hak (celle celaluhu) kendinden kendine tecelli buyurdugunda kendi güzelliklerinden yani esmasindan, sifatindan, ef’alinden hosnut oldu. Sevdi bunlari. O hoslugun ziyadelesmesi için insani yaratti Cenâb-i Hak (celle celaluhu). Bu güzellikleri insanda yansimasi, kemâl bulmasi ve Cenâb-i Hakk'in (celle celaluhu) bunu bir aynada, kendi zatindan baska bir varlikta seyretmesi ve onunla paylasmasi için insani yaratti. Hatta büyükler bunu tarif ederken:

Âlemin hilkatinden murad,
Adem'in zuhûra gelmesi,
Adem'in zuhûrundan murad,
O dem'in husûle gelmesidir.


diye tarif etmisler.

Iste o dem Cenâb-i Hakk'in demlenisi, hosnutlugu, muhabbetinin tecellisi... Bunlar degisik sekillerde çogaltilabilir. Belki o dem öyle bir sey ki herkesle, her yerde takdir edersiniz ki olabilecek bir sey degil. Onun için tekâmül üstü bir varlik gerekmekte. Yani Cenâb-i Hak sorumlulugu, mesuliyeti-ki bu sorumluluk zahirdir- bunu daglarin, agaçlarin, semâvatin tahammül edemeyecegi, tasiyamayacagi bu sorumlulugun altina giremeyecegini beyan buyuruyor. Kur’an’da insanin bunu tasiyabildigini, tasimaya talip oldugunu beyan buyuruyor. Bu bahsettigimiz sey mükellefiyetten, sorumluluktan çok daha öte, üst bir sey dolayisiyla bunun için tekâmül etmis , olgunlasmis bir varlik gerek. Bu varligin odaklandigi nokta, bu manada kemâl noktasinda odaklandigi yer Muhammed aleyhisselamdir. Muradi ilahi O'dur. Adeta geri kalan bütün insanlik O'nun müsveddesidir.

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi: Peygambeer Efendimizden (Sallalâhu aleyhi ve sellem) sonra?

Yakub Haşimi Hocaefendi: Muhammed aleyhisselam da bir beser olmasi hasebiyle, O'nun kemâlatini, O'nun hizmetini, davasini, istikametini, muhabbet ve marifetini devam ettirecek, sonsuza dek tasiyacak sablon insan, numune insan, örnek insan, odak insan insan-i kâmildir. Hakk'a ayna olabilecek, hem zarf hem mazruf olabilecek, hem zahir hem muzhir olacak, hem saklayici hem açici olacak... Mevlâna’nin sema dönüsündeki felsefesi gibi sag elini yukari kaldirip Hak'tan alacak sol elini asagi dogru açarak halka verecek... Hak'la halk arasinda bir manevi anten vazifesi görmekte insan-i kâmil. Insanlarin arzularini, münacaatlarini, hizmet ve himmetlerini Hakk'a ulastiran Hakk'in da kudret ve lütuflarini, inayetlerini, rahmet ve bereketlerini insanlara dagitan bir verici insan-i kâmil. Dolayisiyla Insan-i kâmil böyle olunca her insanin hayati boyunca böyle bir mürebbîye (Terbiye ediciye) böyle bir mürside (Irsad ediciye) böyle bir muallime (Ögreticiye) böyle bir muhafiza (Onu tehlikelerden koruyucuya) ihtiyaci vardir. Hiçbir insan bundan beri olamaz.

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi:
Çok itiraz edilen “Seyhi olmayanin seyhi seytandir” sözü var. Bu manada mi?

Yakub Haşimi Hocaefendi: Bu söz çok su kaldirmis, çok itirazlara sebep olmus bir söz ama manasi gerçekten anlasilamadan haksiz itirazlara zemin olmus bir söz bu. Kur’an müstesna, Kur’an’in hakikatleri müstesna her seyi elestirebiliriz. Daha dogrusuna, daha güzeline ulasmak için illa red-inkâr anlaminda degil ama elestirirken de insafi elden birakmamaliyiz. Elestirimiz yapici olmali, kapsayici, kusatici olmali. Sözü anlamadan kuru kuruya bir inatla itiraz yanlis olur. Itiraz belki surada makul karsilanabilir, bu sözü bazi sufiler hadis diye söylemisler, buna itiraz edilebilir. Ama bu itiraz da illa sözün hakikatini reddetmek anlaminda olmamali. Sözün kaynagina itiraz edebiliriz. Bu söz hadis degildir. Buna itiraz edilebilir. Evet, bu söz hadis degildir ama manevi ilmini, irfanini Peygamberden almis ve birçok ulemanin ittifakiyla ihsana ermis olduguna dair hüsnü zan ve icma bulunan bir insana ait. Eba Yezidi Bistami’ye ait bir söz. “Seyhi olmayanin seyhi seytandir” buyuruyor. Bu söze itiraz edilmis belki kelimenin zahir lafzi seyhlere karsi bir alerjimiz var ya... Biraz önce yukarda zikrettigimiz sekilde degerlendirirsek meseleyi yani insanin ihtiyaç duydugu, onu terbiye edecek bir mürebbîye, rüsde erdirecek mürside, ona ilmi-irfani ögretecek muallime, onu nefsin ve seytanin hile ve desiselerinden tuzaklarindan koruyacak bir muhafiza ihtiyaci var insanin dedik. Insan bundan müstagni olamaz. Simdi bu manada insan böyle bir atmosferden mahrum olursa seytana tabi olmaz mi? Bu insan seytanin aldatmasina düsmez mi? Eger hakikati bilmezse, kendini koruyamazsa, hakki batildan tefrik edemezse, sünneti bid’atden seçemezse, istenilen bir olgunluga eremezse, kâmil manada mümin olamazsa; bu insanin arkadasi, üstadi, yoldasi seytan olmaz mi? Söz bunu anlatiyor. Mürsidi olmayanin mürsidi seytandir veya seyhi olmayanin seyhi seytandir. Sûfi seyhlerini kabul etmiyorsak, onlari küçümsüyorsak, “Ne alaka canim!” deyip geçiyoruz. Meseleyi illa dar bir alanda degerlendirmek yanlis olur.

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi: Seyhle Mürsid farki nasil?

Yakub Haşimi Hocaefendi: Yani seyh deyince illa da bir zikir seyhini anlamamaliyiz. Çünkü tasavvufta da seyhler kisim kisimdir. Zikir seyhi vardir, hirka seyhi ve irsad seyhi vardir. Bunlari ayird etmek için de bir bilgi, bir irfan gerektir. Evet, bu manada insanin mürside ihtiyaci açiktir ve mürsidsiz olan insanin da bu baglamda müskülü çoktur. Biz bunu “Mürsidi olmayanin mürsidi seytandir” sözüne çok itiraz ettikleri için biraz daha yumusak bir ifadeyle söylüyoruz “Mürsidi olmayanin müskülü vardir” diyoruz. Yoksa sözün asliyeti böyledir. Yani “Menla seyhe lehu inne seyhe seytane ve indessekaretel mevt” diye bir ifade de vardir. Yani ölürken, son deminde o insanin seytana tabii olur (Allah esirgesin). Demek ki; insanin gerek sosyal hayatinda olsun gerek manevi hayatinda olsun kendisini iyiye, güzele, hakka, hakikate, dogruya, irfana ulastiracak bir rehbere, örnek bir insana ihtiyaci vardir.

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi: Insanin bir sanati, bir meslegi ögrenmesi gibi mi?

Yakub Haşimi Hocaefendi: Evet, insan dünyaya her seyim avami olarak gelir, bir sey bilmiyordur. Tecrübelerle hayatini kazanir, dogruyu yanlisi ögrenir. Iste bu manada ona okuma yazma ögreten insan bu anlamda onun mürsididir. Ona bir sanat ögreten insan, sanat noktasinda mürsididir. Dolayisiyla ona ahlak ögreten insan, irfan ögreten insan o sahada onun mürsididir. Insanin degeri, kiymeti, ahlakiyla ise -en ziyade-ahlak sahasinda örnek insanlara ihtiyaç vardir. Iste bunun için Cenâb-i Hak: “Allah’a kavusmayi ve ahiret gününde rahat etmeyi umanlar, Allah’i çok zikredenlerdir. Zikretmek isteyenler için Resûlümüzde güzel örnekler vardir.” buyurmaktadir. O, bunu yasam boyu en üst dereceden bize gösteriyor. Bir baska ayette de yine sanki bunun tefsiri manasinda sadik, muhlis ve samimi insanlarla beraber olmamizi emrediyor. Örnek insanlari, örnek topluluklari tercih etmemizi Cenâb-i Hak emir buyuruyor. Resûlullah Efendimizin ifadesiyle; sadiklarla beraber olmamiz gerekiyor. Bir baska ferman-i ilahide de; bu anlamda Hakk’a kavusmak, rizasini elde etmek, likasini elde etmek, Hakk’a vasil olmak için vesileler aramamizi isaret buyuruyor Cenâb-i Hak. Yani bu vesileler ilim, amel, irfan oldugu gibi olmus insanlar, âlim, fadil, kâmil insanlardir. Marifetullaha ulasmis insan-i kâmillerdir. Bunlardan müstagni olamayiz, uzak kalamayiz.

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi: Efendim, Bir insan-i kâmili nasil taniyabiliriz ve onun alametleri nelerdir?

Yakub Haşimi Hocaefendi: Her seyden önce insan-i kâmili tanimak yani olgunlugu anlayabilmek, olgunlugu kesfedebilmek bir olgunlugu gerektirir. Farkli meziyetleri anlayabilmek için meziyet sahibi olmak lazim bu bir, iki onda bizim için bir nasip olsun. Allah o zatta, o yolda bizim için bir nasip halketmis olsun. Iradesi olsun Cenâb-i Hakk'in, bu gerekli. Bunlardan sonra yani firaset ve basiret sahibi bir mümin böyle bir insan-i kâmili, mürsid-i kâmili fark edebilir. Kur'an onlari tarif ederken üstünleriniz, kerimleriniz, muttaki olanlariniz; haseben-neseben üstün olanlariniz degil gerçekten takva olaniniz yani Allah'in emirlerine en çok itaat edeniniz, yasaklarindan sakinaniniz, buyuruluyor. O üstünler ki Allah'a samimi bir imanla, bir teslimiyetle birlikte, mükemmel bir takva üzerindedirler deniliyor. Takva neye diyoruz. Seriat tarikat ve hakikatin meczedilmis, birlikte düsünüldügü bir hal bir kemâldir takva. Böyle bir hal üzeredirler buyuruyor Cenâb-i Hak. Efendimiz de buyuruyor ki: “Onlar görüldügünde Allah hatira gelir.” Allah'i hatirlatirlar. Bunlar ilk olarak anlayabilecegimiz özellikler. Bundan sonra zaten o insanlarla yol arkadasligi yaptikça, dostlugumuzu-birlikteligimizi gelistirdikçe onlarda olan güzellikler bize yansiyacaktir. Ilim, amel, ahlâk, tevekkül, teslimiyet, muhabbet, vefa, feda, seha... hasili Cenâb-i Peygamber hadisi seriflerinde buyuruyorlar ki: “Allah-u Teâlâ'nin üç yüz küsür ahlâki vardir.” Hazreti Ebubekir efendimiz soruyorlar ki: “Ya Resûlullah, bu ahlâklardan hiç benim üzerimde gördünüz mü?” O ahlâklardan bana tecelli eden bana sirayet eden var mi? Adeta, ben ne kadar Rabbime yakinim, Rabbimle iliskim ne durumdadir, diye sual ediyor. Efendimiz ona buyuruyorlar ki: “Sana müjdeler olsun. Üç yüz küsür ahlâk-i hamîde sende mevcuttur.”

Evet, insan-i kâmil zamanin Ebu Bekir'idir. Bakin zamanin Muhammedidir(aleyhisselam)demiyorum. Muhammed (aleyhisselam) hususi bir insandir. Hiç kimse Muhammed (aleyhisselam) olamaz. Böyle bir seye çabalamak, ugrasmak, yeltenmek akla zarar bir seydir. Ebu Bekir olmaya gayret edecegiz, ikinin ikincisi... Ikinin birincisi Hazreti Muhammed’dir (aleyhisselam) bir daha yeryüzüne gelmeyecektir. Hedef Ebu Bekir olmaktir ve bu ahlâk-i hamîdeye ulasmaktir. Iste insan yakin oldukça “Vekunu maassadikin” sadiklardan olunuz manasina yaklastikça bu üç yüz küsür ahlâktan ne kadarini ahzedebilirse, ne kadarini elde edebilirse... Bunlari o yol arkadasligi içinde, sirat-i müstakim üzere, nimete ulasanlarla, nimete nail olanlarla yürüdükçe görecektir. “Söyle arkadasini söyleyeyim kim oldugunu” diye ecdad buyuruyor. Bu aslinda bir hadisten alinmis. Allah Resûlü de buyuruyor ki: “Kisi arkadasinin dini üzeredir.” Iste arkadasin, bu üç yüz küsur ahlâkla ahlâklanmis bir insan-i kâmil olunca dolayisiyla sen de onun ahlâkiyla ahlâklanmis olursun. Ikinin ikincisi misali onlardan sayilirsin ve erisilmesi-ulasilmasi gereken kemâle, duruma da insan rahatlikla ulasmis olur. Bilim adamlari dünyayi tarif ederken ortasindan bir eksen geçtigini varsayarlar ve her seyin o eksen etrafinda döndügünü düsünürler ya kâinatin ekseni gibidir insan-i kâmil. Mevlâna da bu yüzden buyuruyor ki: “insan-i kâmil günes gibidir. O olmazsa hayat olmaz.” Kâinatin eksenidir.Adeta varlik âlemine Allah ve Resûlü adina renk veren, tat veren, anlam veren, kâinatin ruhu mesabesinde bir varliktir. Cenâb-i Hak cümlemizi o insanlardan nasipdar eylesin... O insanlara yakîn eylesin... Onlarin halleriyle hemhal eylesin... Kisaca bir insan-i kâmil hakkinda söyleyebileceklerimiz bunlar. Bunun ötesi ancak yasanarak ögrenilebilecek seylerdir. Insan-i kâmille dostluk-birliktelik süreci içinde ögrenilebilecek seydir. Çünkü hale dair bir kemâldir, sözle anlasilmaz, ifadeyle anlasilmaz.

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi: Bu duaniza biz de gönülden amin diyoruz. Dergimiz adina, bütün okurlarimiz adina, verdiginiz bilgiler için tesekkür ederiz.

Alıntı
KAYNAK: www.rahiask.com
« Son Düzenleme: 01 Nisan 2009, 16:05:35 Gönderen: müştakı ali aba »
Müminin Hayatı Talim Tatbik ve Tebliğden İbarettir

 


* Son İletiler/Konular


* Galeri

MANZARA RESİMLERİ (144)

Görüntülenme: 449
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Manzara Resimleri
CAMİ RESİMLERİ (20)

Görüntülenme: 477
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Cami Resimleri
Tesbih Resimleri (27)

Görüntülenme: 333
Gönderen: seyyahin
Albüm: Tesbih Sanatı
Mekke-1

Görüntülenme: 458
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Ezan
CAMİ RESİMLERİ (27)

Görüntülenme: 379
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Cami Resimleri
NUR SÖZLÜ RESİMLER (50)

Görüntülenme: 502
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: NURSÖZLÜ RESİMLER
8978dfda3c

Görüntülenme: 432
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: AHMET YÜKSEL ÖZEMRE
3069

Görüntülenme: 517
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Hacı Hasan Burkay K.S
mesneviden 1

Görüntülenme: 356
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Ömer Tuğrul İnançer
1973 Erzurum Hapishanesi

Görüntülenme: 575
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ
MANZARA RESİMLERİ (314)

Görüntülenme: 497
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Manzara Resimleri
AlparslanBabaogluSalEbru

Görüntülenme: 391
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Ebru Resimleri
MANZARA RESİMLERİ (75)

Görüntülenme: 503
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Manzara Resimleri
NUR SÖZLÜ RESİMLER (69)

Görüntülenme: 555
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: NURSÖZLÜ RESİMLER
Azad Uzun & Ufuk Gülümser - GELMEDİN

Görüntülenme: 271
Gönderen: seyyahin
Albüm: Azad Uzun-Gelmedin
Mektubat-ı Rabbani - İmam Rabbani

Görüntülenme: 452
Gönderen: seyyahin
Albüm: Tasavvuf Kitapları
4032

Görüntülenme: 371
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Osman Sıraceddin K.S
Seyrimde Bir

Görüntülenme: 291
Gönderen: seyyahin
Albüm: Erkan Mutlu
fosillidamlakehribarhm7ok2

Görüntülenme: 330
Gönderen: seyyahin
Albüm: Tesbih Sanatı
3693

Görüntülenme: 440
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: EBUL HASAN EN NEDVİ
4460

Görüntülenme: 639
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: İsmail Çetin Hocaefendi
4435

Görüntülenme: 441
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: HASAN EL BENNA
008

Görüntülenme: 450
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Minyatür Resimleri
MANZARA RESİMLERİ (233)

Görüntülenme: 432
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Manzara Resimleri
zergerdan(gergedan boynuzu)tesbih

Görüntülenme: 607
Gönderen: seyyahin
Albüm: Tesbih Sanatı