collapse

Gönderen Konu: MUKADDİME  (Okunma sayısı 386 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı üveysi

  • İslam ve Tasavvuf
  • Kahraman Üye
  • ***
  • İleti: 1209
  • Karma 8
MUKADDİME
« : 02 Haziran 2010, 17:53:04 »
Ali TOKER


FULYA YAYINLARI
2001


Fulya Yayınları
2001
Fatih Kitabevi
Sahaflar Çarşısı  No:24- Beyazıt,İstanbul 
Tel: 0212 511 62 42

MUKADDİME
Bismillahirrahmanirrahim

Allâh-u Azim’üş-şân’ ı, bütün  noksan  sıfatlardan  tenzih ve  bütün kemâl  sıfatları  ile  tavsif  ederiz.
Hamd-ü  sena, ancak  Allâh-u  Teâla’ya  mâhsus  ve  münhasırdır,  O mülkünde  adalet  ve  hâkkaniyyet  üzere  hükmeden padişah-ı lem-yezaldir,  yarattıklarını  dilediği  her  şeye  zorlayıcı , istediğini  zorla  yaptırıcı, asileri  kahredici,  müminlerin   ayıplarını  ve  günahlarını  örtücü  sultanımız  ve  her  şeye  gücü  yeten  kâdir-i   mutlak  ve  ma’bud-u  bil- hâk tır.
     
 Bizleri, ta’ât  ve  ibadetine  muvaffak  kıldığı  için de  Allâh-u Telâlaya sena  eyleriz. Bilerek  veya  bilmeyerek, yanılarak,  hata  ederek, gafletle unutarak   işlediğimiz  bütün  günahlarımızdan, kötülüklerimizden, kusur   ve  noksanlarımızdan   ötürü  Allâh-u   Telâ’dan   bizlere  af  ve  mağfiret   buyurmasını  niyâz  eyleriz.
        
      Efendimiz  Hz.Muhammed  Mustafa  Sallâlahu  aleyhi  ve  sellem, O’nun  kuludur  ,seçkin  ve güzide    Resülüdür. Müminlerin  büyük  bir  emn-ü   emniyetle  kendisine  uyduğu  zât-ı  akdestir.O  zât-ı   akdes, kuşluk  vaktinin  güneşidir,karanlıkları  aydınlatan   parlak  aydır, bütün yaratılmışların  nûrudur,

             Mi’râc-ı   güzinde    Kabe  Kavseyn-i  ev  ednâ   mâkamının  sahibidir.İns  ve cinnin  peygamberidir, Mekke-i   Mükerreme  ve Medine-i   Münevveredeki  iki  haremin  Nebisidir, her iki kıblenin  İmâmıdır, İmâm-ı   Hasan  ve   İmâm-ı    Hüseyn  gibi  iki  seçkin  torunun  atasıdır,iki  cihanın  şefaâtçısıdır,
Mekke-i Mükerreme’de doğmuş Medine-Münevverede yerleşmiş mânen ve maddeten  Pâk ve arınmış bir Nebi-i zişândır.
               
               Allâhu Te’âla’nın salât ve selâmı o resul-ü zişânın üzerine olsun ki yıldızlar kadar yüksek ve parlak inciler kadar saf ve berrak güneş gibi ışıtıcı ve ısıtıcı Âlemlere nûr ve ışık saçıcı ay gibi aydınlatıcı nûr gibi nûrlandırıcı , müjdeliyici ve sevindirici bütün insanları kötülüklerden ve günahlardan alıkoymak için öğüt vererek  hâk ve Hakikâte davet edici  ve sözüne uymayanları ceza ve azapla korkutucu zulmetleri nûra gönülleri sürura iletici bir nûr kaynağıdır

               Allâh-u Te’âla’nın salât ve selâmı onun , evlatlarının, Ashâbının, Ezvâc’ının ve kendisine tâbii olanların hepsinin üzerine olsun.   
               Allâh-u Te’âla,nın salât ve selâmı ondan sonra onun yolunu tutan onun izinden giden halifelerinin,de üzerine olsun o halifeler’ki her birisi rüşt sahibi  hâktan ve Hâkikâtten aslâ ayrılmayan halkı irşad ve ikaz eyleyerek hidayete ulaştıran çok seçkin mutlu ve kutlu kişilerdir
   
                Bu mümtaz halifelerden özellikle müminlerin Emiri Hz  Ebû Bekir-is-Sıddıyk’ tan, Hz Ömer ibn-il Hattab’tan, Hz Osman İbn-il Affan  Hz Ali  bin   Ebû  Tâlib’ den Allâh-u Te’âla razı olsun.
 
Allâh-u Te’âla,nın selâm ve rahmeti o iki İmâmın üzerine olsun ,ki onlar kavimlerinin ulusu  ve gerçek himmet sahibi idiler,
o iki kutlu  ve mutlu emir  o’iki şehid o iki mazlum

Allâh-u Te’âla ,Resul-ü mücteba ve bütün ehl-i iyman indinde gayet makbul olan o iki şehzâde o iki güneş o iki ay o  iki dolunay o iki soylu ve asil insan kazayı İlâhiye,ye canı gönülden razı olan ve her belâya sabreden  o iki kutlu ve mutlu emir Ebi Muhammed-il Hasan ve  Ebi Abdullah-il   Hüseyin den Allâh-u Te’âla râzı olsun.

Resul-ü Ekrem (Sav) Efendimizin muhterem  amcaları ,ki gayet kerim fevkalâde cesur  ve Şeci ve büyük birer insan olan Hz  Hamza ve Hz Abbas ile bütün muhacirlere bütün Ensar-ı Kirâma bütün bunlara tabi olan seçkin ve iyi kişilere selâm olsun.

Allâh-u Te’âla onlardan  ve bizlerden  râzı olsun ve onlara kıyamete kadar ebediyyen ve devamlı olarak selâmet ihsan buyursun ve şânlarını yüceltsin (Amin)
 
Allâhım!  Zâhirlerimizi senin hizmetinle ,bâtınlarımızı  mârifetinle ,kalplerimizi  muhabbetinle ,sırlarını  müşahedenle ,ruhlarımızı yardım ve muavenetinle süsle ve güzelleştir.(Amin)                                                         

Dil derdine derman-ı devâdır Aşk-ı Muhammed (sav)
Uşşakka  didâr sub-hu mesa  ismi Muhammed (sav)
                 *                 *                    *     
Cinlerle Beşer vechine hayrandır ol Şâhın
Cennet bağının goncasıdır ruy-i Muhammed (sav)
              *                  *                    *   
Hep dertli gönüller gece gündüz Aşıktır ol Şâha
Aşıkların kıblesidir şehri Muhammed (sav)

İmâm-ı Hasan (ra)  Saadetle Buyurmuşlardır’ki

<< Ey Nas ! kişi sevdiği ile beraberdir. Hadisi Şerifi sizi yanıltmasın.çünkü sizler iyilere, onların Amelini işlemeden aslâ ulaşamazsınız. Yahudilerle , hıristiyanlar,da peygamberlerini seviyorlar fakat onlarla beraber değillerdir. Yani kısmen veya tamamen onların amellerine uymaksızın mücerred sevgi bir fayda vermez. >>

Abdullah Ensariyyül Hırevi (ks) Buyurmuşlardır’ki;

“ Her pirden bir söz ezberleyiniz eğer buna gücünüz yetmezse onların adlarını ezberleyiniz ki nasibdar olasınız.”

Hz. Pîr İbrahim Düssuki (ks) ise  şöyle Buyurmuştur

“ Evliyânın Menâkıb’larını ve onların hallerini okumak derviş için faydalıdır ve onları dinlemekten aldığı kuvvet  kendisi için bir muhafızdır’ki bu yolda sadece onların menkıbelerini dinlemekle kalmayacaklardır.hallerini yaşamaya çalışacaklardır.”


Hz Pîr  Ebû’l  Hasan ül Şazeli (ks) Buyurmuşlardır’ki

“ Tasavvuf  bilgileriyle meşgul olup canlanamayan büyük günahlara müptela olarak ölür ”

Hz Aşkiyyül  Cerrâhi (ks) Buyurmuşlardır’ki

“On iki İmâm efendilerimizi bilmeyen tanımıyan’dan derviş olmaz hatta adam olmaz. Buna güç yetmezse hiç olmazsa isimlerini ezberlemeli ve bilmelidir.”
 
Bu gün bize Pîr geldi  gülleri tazeledi
Önü sıra kanberle Aliy,yel Mürteza geldi
Ali Murteza şâhım yüzüdür kıblegâhım
Mirâçtaki Muhammed Âlemde padişâhım
          *               *                 *
Hasan âgu verdiler Hüseyn’e nice kıydılar
Zeynel ile Bâkır’ı bir zindana koydular
Zindanda bir ezâdır Câfer kulun gözetir
Câferin’de bir oğlu Musa Kâzım Rızâdır
                                      *                *                 *
Tâki  Nâki ağlarım göz yaşımı çağlarım
Oniki’dir katarım türlü meta tutarım    
Askeridir İmâmım müşteriye satarım
Mehdi gelsin meydane yollarına bakarım

                                 Kul Himmet (ks)

İmâm-ı Zeynel Âbidin (ra) Ehl-i Beyt ve Evlâd-ı Muhammed  hakkında Saâdetle şöyle buyurmuşlardır.

“ Ey insanlar! Bize altı şey verilmiştir ve yedi şeyle diğer insanlara üstün kılındık bunlar”

*) İlim
*) Hilim
*) Cömertlik
*) Fesâhat
*) Yiğitlik
*) Mümin’lerin gönüllerine sevgimiz ihsan edildi

*) Seçilmiş Nebiyyi Muhterem Muhammed (sav) bizdendir
*) Allâh Resulünü ilk gerçekliyenler İmâm-ı Ali (ra) bizdendir
*) Câfer-i Tayyar (ra) bizdendir
*) Allâh Resulü’nün Arslanı Hz Hamza (ra) bizdendir
*) Allâh Resulünün soyunu sürdüren Evlâd’ları İmâm-ı Hasan(ra)           bizdendir
*) İmâm-ı Hüseyn (ra) bizdendir
*) Deccâl-i Ahir zamanda öldürecek olan İmâm-ı Mehdi (ra) bizdendir.

Kitabımız Resulullah (sav) Efendimiz’in   Hazreti Fâtımatü-z-Zehra (ra) Validemizin ve İmâm-ı Ali (ra)  ile Ehli beytin Çiçekleri İmâmı Hasan ve İmâm-ı Hüseyn (ra) efendilerimizin hâl Tercemeleri ile başlar.

Efendimiz (sav)’in velâdeti , mucizeleri, vasıfları, Mirâsı, muhterem  Pâk zevceleri, hilyeyi Saâdetleri,halifeleri,ve çocukluğu denizlerden katre güneşlerden süzme  olarak işlenmiştir. Kusurlarımızın ve noksanlarımızın affını şimdiden niyâz eyleriz
 
Kitabımızın diğer kısmı İmâm-ı Hüseyn (ra) Evlâd’lar-ı olan dokuz İmâm-ki İmâm-ı Zeynel Âbidin, İmâm-ı Muhammed Bâkır, İmâm-ı Câfer-i Sâdık,  İmâm-ı Musa Kâzım, İmâm-ı Ali Rıza, İmâm-ı Tâki, İmâm-ı Nâki, İmâm-ı Askeri, İmâm-ı Mehdi’nin hal tercemeleri, kerâmetleri, yaşayışları konu olarak işlenmiştir.

Hülasa İmâm-ı Mehdi hariç cümlesinin zâlimlerce katlolunduğu muhâkkaktır.Geçmiş kavimlerin  cümlesi peygamber -lerini katl ettikleri için helâk olmuşlardır.

Resulullah Efendimiz (sav) Saâdetle şöyle buyurmuşlardır

“ Kişinin helâki iki şey iledir birisi Allâh’ı (cc) diğeri Ölümü unuttuğu zamandır”

Kurân-ıAzimü-ş-şân’ın Ahkâm-ı Kıyamete kadar bitmeyeceğine göre Kurân-ı Kerim’de Cenâb-ı Peygamber’e edilen hitab bugün kime ediliyor dersin? O’ Cenâb-ı Peygambere mahsus dersen!
Size şöyle cevab veririz;
Resulullah Efendimiz (sav) Saâdetle şöyle buyurur;
 “ Kurân-ı Kerim-i okuyunuz sizden evvelkilerin ve sizden sonrakilerin haberleri içinde mevcuddur ”

Tevfik ve ihsan AllâhuAzimü-ş-şân-dandır cümle Ümmeti Muhammedin ve bizlerin  Ehl-i Beyt’ ve de  Evlâd-ı Muhammed (sav)’in Şefaâtine mazhar olmamızı Allâh-u Te’âladan niyâz ederiz (amin)   











Aldım ezel-i aşk haberin sırr-ı Ali’den
Feyz oldu bu aşk çünkü bana “kâlû belâ” dan
Ârif olana unsur olup âlem-i kübrâ
Çâr-ıtab’ı,ledün-ilmin,okur,vech-i,velide                                                                     
                *              *                  *                                                 
Her zerrede  Hâk  Hâk deyüben faş eder aşkı
Yirmi dört bin eşyâyı ezel  Hâk devr-i velîde
On iki imâm on dört mâsûm peygâmber
Devr ile hep kıldı tenezzül-i ezelide
                                         *               *                 *
Bu güft ile gû eylediğim aşk-ı hem- Hâk-est
Tâbirin okur Zihni bu dem lem-yezelide

Şeyh Abdülaziz el- Cerrâhi (ks)                                                                                           






















İLKSÖZ

On iki İmâm’ın üçü ki ,  Mâsum-u  Pâk  İmâm-ı Ali (ra), İmâm-ı Hasan (ra) ve İmâm-ı Hüseyn (ra) dir’ki;
Kalan dokuz Mâsum-u  Pâk İmâmlar ki,  İmâm-ı  Hüseyin (ra)’ in oğlu ve torunlarıdır.

Muhterem Mâsum-u  Pâk  Oniki  İmâm’lar şunlardır ki

                   Saâdetli Ömrü   Saâdetli mâkam-ı
           Şerifleri             Şerifleri

Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Ali (ra)      63Yıl   ( IrakNecef )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Hasan       46Yıl    ( MedineCennet’ül Baki )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Hüseyin      57Yıl    ( Irak kerbela-MısırKahire )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Zeynel Âbidin    56Yıl    ( MedineCennet’ül Baki )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Muhammed  Bâkır   58Yıl    ( MedineCennet’ül Baki )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Câfer-i Sâdık   65Yıl    ( MedineCennet’ülBaki )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Musa  Kâzım     55Yıl    ( Irak Bağdat-Merkez  )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Ali rıza      55Yıl    ( İranTus-_Meşhed )
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Muhammed Tâki   25Yıl   ( IrakBağdat-  Merkez)
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Ali Nâki       40Yıl    ( IrakBağdat-Samerra)
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Hasan Askeri   28Yıl    ( IrakBağdat-Samerra)
Mâsum-u  Pâk İmâm-ı Muhammed Mehdi       (Irak-Bağdat-Samerra’da
  sırra kadem basmıştır.)

İmâm-ı Mehdi (ra) Kıyamet’e yakın zuhur edip Âlem-i Adalet’le  dolduracak. Meryem oğlu İsa (as)’ile Âlem-i Hükmü altına alacaktır. Bu husus Ehl-i Sünnet ve’l Cemaât İtikadının esaslarındandır.

İmâm-ı Muhammed  Mehdi (ra) hariç:
Hepsinin öldürülmesinde zehirlenme olayının varolduğu söylentileri yaygındır.
Kuvvetli sahih rivâyet’ler Ehl-i Beyt-i Mustafa (sav)’nın cümlesinin şehid edildiği yolundadır



Câfer-i Sâdık (ra) bu konu  hâkkında şöyle buyurur;
- “Bizden kimse yoktur ki katlolunarak şehid olmasın”

                             Sönmeyecektir Nûru Muhammed dinle beni
                             Yakacaktır onu söndürmek için üfleyeni

Meybedi derki;
Böyle konularda en iyisi susmaktır. Çünkü İmâm-ı Şafii buyurmuştur ki;
“- Onların kanına Cenâb-ı  Hâk benim elimi bulaşmaktan korumuştur. dilimi dahi bulaştırıp kirletmekten çekinirim.”

Ehl-i Sünnet ve’l Cemaât ulemâ’sının büyük çoğunluğu ve hemen hemen bütünü “ onlara küfür etmek ve onları eleştirmekten” bizi men etmişlerdir.

Hz Ali’nin de “ bizim kardeşlerimiz bize  hâksızlık edip zulmettiler”  buyurduğu fakat onları, lanetlemediği ve onlara küfür etmediği rivâyetleri muteber kaynaklarda kaydedilmiş ve bize kadar intikal edilmiştir.

Ehl-i beyte yapılan diğer eziyet ve  hâksızlıklar kitabımızda yeri geldikçe anlatılacaktır.

          HÜLASA: O’Aşk İmâmlarına nisbet edilen kerâmet ve velilik, akla sığmaz bu kısa yazılarda ve kitaplarda anlatılması mümkün değildir. Gerçi anlatmak ihtiyacı pek duyulmaması Emeviler, Abbâsiler, Selçuklular ve de Osmanlılar’da devlet siyasetine ve saltanatına ters düştüğündendir.

         Aslında mezheb ayrılıkları sadece ehl-i beyt-i sevenler ve onlara düşmanlık edenler olarak ortaya çıkmıştır.ancak bu iki zümrede İslâmiyete zarar vermiştir. Abbâsi ve Emevide devlet siyaseti icabı fitne tohumları şeklinde atılıp maksuda erişilmiş gibi görünüyorsada bütün müslümanların    Osmanlı’nın hazin çöküşü ile bir araya gelmez tutumu ile parça parça olmuştur.

 Hâkikâtten biz deriz’ki ehl-i küfür maksuduna erişmiştir ve osmanlıya ihanet eden hiçbir kavim yokki bugün başı maddi manevi belâda olmasın .

Oysa ki  Allâh-u Azim’üş-şan Kurân-ı Kerimin’ de Ehl-i Beyt   hâkkında şöyle buyurmuştur;

“Ey Ehl-i Beyt, Allâh sizden sadece kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor” (Ahzap 33)

“Gerçekten biz sana kevser-i verdik o’halde rabbin için namaz kıl kurban kes doğrusu (asıl) adı sanı ortadan kalkacak olan sana kin
tutan kimsedir” (Sure-i Kevser)

Allâh Resulü Efendimiz (sav) Saâdetle şöyle buyurur;
 
Ramuz-ul  Ehadis de şöyle rivâyet olunûr;

“Bana kevser verildi. Bu Cennette bir ırmaktır. Eni boyu şark ile garb arasıdır. Ondan içip de  susayan ve abdest alıpta toza bulanan olmaz .”

Bundan Ehl-i Beyt’ime  hâksızlık eden ve Ehl-i Beyt-i’mi katl eden içemez.”   

“iyi biliniz’ki  kim Ehl-i Beyt’e düşman olarak ölürse kâfir olur cennet kokusu alamaz” sadaka Resulllâh (sav)

Hânedan-ı Ehl-i Beyt-i Mustafa’yı sevmeyen
Esfel-i süfliyyete nâdan gelir nâdan gider

Bizim bu kitab-ı hazırlamamızın bir gayesi Ehl-i Beyt ve Evlâd-ı Muhammed ’in (sav) muhabbetini ve sevgisini  ve de onlara yapılan  hâksızlıkları, eziyetleri acizâne  (İsnâ-Aşer) Oniki İmâm Efendilerimizin’de  hayatlarını,  yaşayışlarını, görüşlerini anlatmak içindir. 

Eğer denilirse “Neden Hilafet-i İslâmiye Ehli Beyt-i Nebevi’ de devam etmedi, halbuki en ziyâde lâyık ve müstehâk olanlar onlardı?”
Cevap olarak deriz ki;
Saltanatı dünyeviye aldatıcıdır. Ehl-i Beyt ise  Hâkaik-i İslâmiye’yi
ve Ahkâm-ı Kurâniyeyi muhafazaya memur idiler. Hilafet ve saltanata geçenler ya Nebi-i zişân (sav.) gibi masum olmalı veyahut Hz. Ebûbekir, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali, Hz.Hasan, Hz.Hüseyn gibi harkulade bir zühd-ü kalbi olmalı ki aldanmasın.

Halbuki Mısır’da Ehl-i Beyt adına kurulan “Fatımiler”, Afrikada kurulan “Muvahhidin Devleti” ve İran’da kurulan “Safevi Devleti” gösteriyor ki  Saltanat-ı Dünya, Ehl-i Beyt’e ve Âli Muhamme’de   uyarlanamıyor velhasıl.
   Ehl-i Beyt’i ya çok sevip aşırıya kaçılıp diğer Peygamber (sav.) Ashâbına  hâkaret edilip, İslâm’ın dışına çıkılıyor. Veya Ehl-i Beyt’i Abbâsilerin ve Emevilerin yaptığı gibi aşırı ihanet edilip, onların kanlarını döküp, yine İslâm’ın dışına çıkılıyor.

   Veya Selçuklu ve Osmanlı’nın yaptığı gibi sadece onlara tazim, hürmet edilip yine kendi saltanatlarına dokundurmamışlar, İslâm’ı kendi medreselerinde okuttukları ulemâ vesair alimlerle devlet ve saltanatlarının gereği yürütmüşlerdir. Gariptir ki Şia’nın Ehl-i Beyt’e sahiplenmesi , Selçuklu ve Osmanlı’nın da duruma hassas  olup devlet ve saltanat kaygılarından bir umursamazlık gösterilmesi Şia’nın yanlışlarını doğrulamış gibidir.
   
   Bugün kü ayrılıkların kaynağını fırkaların çokluğundan anlamak bizce mümkündür…






   Şöyle bir misal verelimde mevzu daha iyi anlaşılsın

“Câfer-i Sâdık (ra) buyurdular ki; …………” denildiğinde sapık bir mezhepten bahsediliyor izleniminin kafalara yerleşmesini şuna bağlarız. Ehl-i Beyt ve oniki İmâm  hâkkında bir cilt kitap dahi yoktur. Mevzuu hassas olduğundan incelenmesine dahi izin verilmemiştir.
 
Hülasa, Cenâb-ı Resûl-ü Zişân (Sav) ‘in Evlâdını ve Ashâbını Emevi ve Abbâsi zihniyetinde değerlendirirsen Allâh-u Te’âla sonra Cengiz ve Hülagü gibi kan içen mel’unları musallat eder vesselam.

Her devrin bir Cengiz’i birde Hülagu’su vardır
Hz. Aziz  buyurmuşlardırki           
İmdi Ortadoğuyu görmüyormusun etrafındaki çember hep müslüman ülke bir tanesi, müdahale edebiliyormu ama sorsan müslümanım diyor sıra zamanla kendinede gelecek ama o kendini emin zannediyor bu tez bizim görüşümüzü izah etti zannedersem siyaset lafı uzâtır.Boş lakırdıya faydasız  söze dönüşür çünkü Âl’i Muhammed (sav) aslâ siyasete bulaşmamıştır.çünkü siyaset şeytan işidir.islam adına kurulan tarihteki devletler istisnai olan kişiler hariç genelde resulullah (sav)’in Evlâdını potansiyel düşman görmüş vesselam bu şeytanın oyunu değilmidir.

kudüste 1966 senesinde muzaffer efendi hazretleri mescidi aksa’yı ziyarete gittiklerinde üç kişinin Cemaât olduğunu görünce yanındaki bulunanlara  Allâh Teâla İnsanlar bir nimetin kıymetini bilmezlerse onu ellerinden alır buyurmuş nitekim 1967 de yahudiler işgal etmiştir. Her halde bu kıssa faydasız değildir.     

Bu gün Ayasofya açılsın diyenler önce sultan Ahmet camii’ni doldursun,
İspanya  800 sene müslümanların elinde kaldı Kurân-ı Kerime  1000 cilt tefsir yazıldı ama onların en son hali başlarındaki sarığın destarı sağdan’mı insin soldan’mı insin kavgası idi küffar geldi hepsini kesti bazıları dedi’ki biz hıristiyan olduk papazlar onlara dedi’ki siz ayrılın şimdi biz sizi yakacağız cennete yollayacağız dediler onlarda bu Âlemden İmânsız gittiler
Bizim artık Anadolu’dan başka gidecek yerimiz kalmamıştır .                          Allâhu Teâla inşaalah bu nimeti elimizden almaz,
Hz azizin sözü bitt


Allâhu Teâla Kurân-ı Azim-üşşan’da şöyle buyurur

Rabbinin askerlerini kendinden başka kimse bilmez (müddesir 32)

Allâhu Teâla zâlimi zâlime kırdırır sonra zâlimden intikamını alır

Tarihten ibret almayan
Tarihe ibret olur….vesselam



Doğrusu Ehl-i Beyt’e yapılan  hâksızlıklar bugüne değin sürüyor demekten insan kendini alamıyor. Bir çok Müctehidlerin ciltler dolusu kitapları varken, bugün Oniki İmâm Efendilerimiz’le alâkalı kitap yok denecek kadar azdır. Hatta Osmanlı kütüphanelerinde dahi birkaç Şia kökenli yazarların birkaç kitabını bulduk .
      

 





İSNA  AŞER (Oniki  İmâm) 


Fedâ  olsun  ana  canım  kim  odur  dinim  İmânım
İki  Âlemde  sultânım  Hüseyn -i   Kerbela  geldi
Ana   ins-ü   melek   bende  en  ednâ   bendesi    ben  de
Cihanın   kutbu  Âlemde  Ali ‘Zeyn’l-Abâ  geldi

Muhammed  Bâkır  ol  şâhım  İmâm-ı  Câ’fer  dürür mâhım
Bunlarda   Musa-yı    Kâzım  ki  ol  nûr-ı Hüdâ  geldi
Yüzüdür    kaâf-ı   ve’l-Kurân  göründü  kaâb-ı  irfan
Cihane   rahmet-i   Rahman   Ali  Musa  Kâzım  Rıza  geldi
                  *                    *                     *
Tâki  şâh-ı  velâyettir Nâki   nûr-ı  hidayettir
Bunlar  makbul-i  hazrettir  ki  bize  rehnüma   geldi
İmâm-ı   Askeri   kıblem  eşiği  taşıdır  Kâbem
Yolunda   can-ü  vermem  bana  gayet  sâfa  geldi
                   *                   *                      *
Muhammed    Mehdi-i   ahir  gele  bir  gün   ola  Zâhir
Sözün seyf-i İlâhidir kelâmı nutk-ı sahihtir
Hasan’ül askeri kabemdir eşiğinin taşı
Hâkikât burcu mâhidir bu methin bi-bahâ geldi.


Allâhu Teâla’dan  Ehl-i Beyt’in Şefaâtine cümle Ümmet-i Muhammed-i ve bizlerinde mazhâr buyurmasını vede 
Bilad-i İslâmiyeyi her türlü semavi,Ard-i tehlikelerden  muhafaza buyurmasını Hile Kurân keferenin hilelerinin kendi başlarına dönmesini niyâz eyleriz. (amin ya muin) 


FULYA
Ali Toker
2001

 


* Son İletiler/Konular


* Galeri

emekyemek mev18

Görüntülenme: 506
Gönderen: seyyahin
Albüm: Hz. Mevlana Dergahı
Bolvadin'li Yörük Ali Efendi

Görüntülenme: 589
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: İslam Alimleri
şeyh mahmut ustaosmanoğlu

Görüntülenme: 527
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Mahmut Hocaefendi
wild cats life 41

Görüntülenme: 427
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Vahşi Kedilerin Yaşamı
oltu tesbih ng619 11160

Görüntülenme: 319
Gönderen: seyyahin
Albüm: Tesbih Sanatı
Kamplardaki drama

Görüntülenme: 357
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: ÖMER MUHTAR
MANZARA RESİMLERİ (74)

Görüntülenme: 510
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Manzara Resimleri
Divane Olsam

Görüntülenme: 613
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Eşref Ziya Terzi-Beyaz Bir Ölüm
1502

Görüntülenme: 529
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: ESAD COŞAN HOCAEFENDİ
Mektubat-ı Rabbani - İmam Rabbani

Görüntülenme: 453
Gönderen: seyyahin
Albüm: Tasavvuf Kitapları
973

Görüntülenme: 542
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Mehmet Zahit Kotku K.S
tezhib muhammed

Görüntülenme: 817
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Tezhib Resimleri
Kabba

Görüntülenme: 462
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: KABE ve MEKKE
Bilmeden Önce

Görüntülenme: 347
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Esref Ziya Terzi-Klasikler
4343

Görüntülenme: 331
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: İMAM ŞAMİL
How big is the Universe?

Görüntülenme: 343
Gönderen: seyyahin
Albüm: Evren
13. Track 13

Görüntülenme: 431
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Kani Karaca-Darphane Konseri
Misc - Track 05

Görüntülenme: 424
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Erkan Mutlu-Gönül Dili_1
el Kadir

Görüntülenme: 581
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Tezhib Resimleri
CAMİ RESİMLERİ (135)

Görüntülenme: 479
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Cami Resimleri
Celaleddin Ada - Meded

Görüntülenme: 260
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Celaleddin Ada-Ahmeti Gülüm
516224

Görüntülenme: 276
Gönderen: seyyahin
Albüm: Tesbih Sanatı
1899'da İkbal

Görüntülenme: 490
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: MUHAMMED İKBAL
Kitabu'r-Ruh - İbni Kayyim

Görüntülenme: 477
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Akaid Kitapları
1487

Görüntülenme: 456
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: ESAD COŞAN HOCAEFENDİ
3889

Görüntülenme: 814
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Seyyid Muhammed Raşid Erol K.S
3076

Görüntülenme: 449
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Hacı Hasan Burkay K.S
n1238926423 30391215 4945613

Görüntülenme: 394
Gönderen: Muhammed Murad
Albüm: Sheikh Muzaffer Ozak